20 11 2009
17 07 2009
Biraz önce terasta sigara içerken - ben bıraktım ama o beni bırakmadı ve mutluyum :) - aklıma geldi. İlkokuldayken bando takımına girmek istemiştim. Bando öğretmeni bana patlak bir trampet vermişti ve bunu yaptırırsan çalışmalara katılabilirsin demişti. Çocuk saflığı, son derece mutlu eve gitmiştim o patlak trampetle... Babam çok kızmıştı ve geri göndermişti o trampeti. Anlayamamıştım tabi neden geri gönderdiğini ve benim neden bando takımında olamayacağımı. Yaşadığım ilk ciddi hayal kırıklığıydı sanırım. Sonraki en büyük hayal kırıklığımsa Anadolu Üniversitesi Sinema Televizyon bölümünün yazılı sınavını geçemediğimi öğrendim andı. Bu ikisinden daha büyüğü yok sanırım ya da aklıma gelmiyor şu anda. O zamanların üzerinden çok zaman geçmiş olsa da hala herkesi kendim gibi sanıp, bazı şeylere üzülebiliyorum, şaşırabiliyorum. Ama hayal kırıklığına uğramıyorum. Kendimi çok ufak şeylerle mutlu etmeyi öğreneli de çok uzun zaman oldu çünkü ve ne yazık ki ailem dışında hiç kimseye güvenmemeyi...
06 07 2009
30 06 2009
Sigarayı bırakmak, biten kötü bir ilişkinin ardından üzülmek gibi bişeymiş. Bitenin ardından yaşadıklarını düşündüğün zaman çoğu boktan anılardır ama azcık da olsa güzel zamanlar vardır. Sadece o güzel zamanları hatırlar özlersin, kötü zamanları hiç düşünmezsin. Ne olursa olsun sevmişsindir çünkü. Sana zarar da verse vazgeçmek istemezsin. Öyle bişi işte sigarayı bırakmak. Vazgeçtim işte ama zor hem de çok zor. 4. gündeyim ve bugün çok zorlanıyorum. Ciddi anlamda zaafım olan bir şeyi terketmeye çalışıyorum. Deniyorum. Olacak inşallah.
17 06 2009
09 06 2009
08 05 2009
28 04 2009
31 12 2008
ailemin ve dostlarımın varlıklarını, sevgilerini çokça hissettim. zaten bildiğim kıymetlerini daha da bildim.
bir sürü konser izledim, dinledim.
çok güzel kitaplar okudum.
yeni albümler, filmler edindim arşivime
çok çalıştım, karşılığını maddi manevi aldım.
yeni arkadaşlar edindim.
iki senedir kanattığım bir yarayı bir daha açmamak üzere sarıp sarmaladım.
yeni bir yara açmak üzereyken kalbime, yüce rabbim yine beni gördü, gerçekleri gösterdi :)
acısı az, tatlısı çok bir yıl oldu ikibinsekiz.
ikibindokuz
ailem, dostlarım sağlıkla, mutlulukla hep yanımda olsunlar.
kültür-sanat yılı olsun. bu yıl izlediğimden daha çok konser izleyeyim, dinleyeyim.
okunmayı bekleyen kitaplarımın, dergilerimin hepsini vakit ayrıp okuyabileyim.
gözümü kör edecek bir aşk gelsin kalbime.
yine acısı az, tatlısı çok bir yıl olsun ikibindokuz
her şey gönlümce olsun :))
17 12 2008
Elbet sen de güzel olacaksın küçüğüm
Aşk güzel ediyor her şeyi
Kaşların, gözlerin ne güzel, bakışın ne güzel
Dert savurur, rüzgar toplar çiçeğini
Bak bu ışık senin ışığın
Dallarına ay doğmuş, delice, delice zeytin
...
Hüsnü Arkan
15 12 2008
Net. Kesin. Çok eminim.
Ben hala bir şeyi çok istersem olacağına inanıyorum.
"Olmalı, olacak, istiyorum"
29 11 2008
Aylin Aslım'ın anlatmı ile Güldünya Şarkıları:
"Kadın hakları ve özgürlükleri, Türkiye'de işlenmiş ve işlenmekte olan namus cinayetlerine dikkat çekmek ve toplumsal bir bilinçlenmeye katkıda bulunmak amacıyla hazırlanan bu albüm, belki de bu isimlerin bir arada olduğu ilk ve tek albüm. Güldünya Şarkıları'nda Sezen Aksu, Ajda Pekkan, Nazan Öncel, Nilüfer, Şebnem Ferah, Aynur, Rojin, Şevval Sam, Funda Arar... gibi Türkiye'nin değerli kadın sesleri yer alıyor. Bazı şarkıcılar burada kendi sarkılarını söylerken, bazıları da birbirlerinin şarkısını seslendirdi. Örneğin Şebnem Ferah Sezen Aksu'nun "Masum Değiliz" ini söyledi, ben Nilüfer'in "Karar Verdim" adlı şarkısını...
"AİLE İÇİ ŞİDDETE SON!" hareketine destek olmak istiyorsanız, bu albümden bir orijinal kopya edinin - arsivinizde bulunmasi hem size iyi hissettirecek, hem de onbinlerce siddet kurbani kadin ve cocuga..."
Ben kendimi az da olsa birilerine destek olabildiğim için iyi hissediyorum. Kocası, babası veya erkek kardeşi olduğu için, erkek olduğu için töre adına, kendilerinin belirledikleri yanlışları düzeltmek adına, namus denen şeyi temizlemek adına kadınların cezalandırılmasını kabul etmiyorum. Bu şekilde de olsa destek olabildiğim için gerçekten çok çok mutluyum. Destek olmanın yanısıra, müzikal anlamda çok çok başarılı bir albüme sahip oldum.
Aile İçi Şiddet olaylarını dinlediğinizde, izlediğinizde, okuduğunuzda kadın-erkek farketmez biraz olsun içiniz sızlıyorsa o kadınlara destek olabilmek için gelirinin tamamı Aile İçi Şiddet Hattı'na aktarılacak olan bu albümü alın, dinleyin...
25 11 2008
Aşk nedir söyle kayboldum. Belki bir düşte unutulmak. Her sabah bir dev masalında uyanınca, hep çocuk kalmak kurtulmak...
Kar yağıyor bu gece. Öyle beyaz ki şehir. Anlamak bir ömür sürer, hayat niye kirlenir?
Karlı bir gece sen buldun. Kaldırımlarda kalbimi. Al götür rüzgarlara savur, hadi durma. Ver benim eski yarimi.
Ben kimim söyle kayboldum. Dönmedim kaldım anılarda. Her sabah bir çöl masalında uyanırdım. Belki de yanlış bir Leyla."
Leyla, Hüsnü Arkan - Ezginin Günlüğü
12 11 2008
08 11 2008
Bir zamandır Ezginin Günlüğü ile ilgili ben de bir şeyler yazmak istiyordum. Naim Dilmener'in anlatımı üzerine daha ne yazılabilir ki?
06 11 2008
05 11 2008
13 10 2008
yüzümde çizik çizik sevda yazılır
seninki en derini, süzülür gider sol yanımdan
yıllanmış aşklar geçer gider gözümden
sonuna gitmek ya da kalmak yazılır
yanımda kalsan bozulur, döner kader
son durağımda"
Ziynet Sali
06 10 2008
Bülent Ortaçgil "Mavi Kuş" da "sokaklar bile sokaklara kesişir" der ya, nereye taşınırsak taşınalım bizim sokaklarımız kesişemedi seninle.
Sen hep çıkmaz sokaklarda yaşadın.
Çıkmaz sokakları tercih ettin.
Bugün anladım ki o asla kesişmeyecek sokaklarımızda pencerelerimizden "... ve sen, ben değirmenlere karşı bile bile birer yitik savaşçı" şarkısı süzülecek koca bir ömür...
24 09 2008
Oradan tahta boşa
Saatler çalışır izinsiz
Hep bir sonraya
Resimler sarı güneşsizlikten
Duygular değişir
Dostlar dağılır dört bir yana
Kendi yollarına
Ve sen, ben değirmenlere karşı bile bile birer yitik savaşçı
Akarız dereler gibi denizlere
Belki de en güzeli böyle
Uçurtma uçar sözlüğümden
Geri gelmeyecek bir kuş
Yaşanmamış kırıntılar sadece bir düş
Zaman düşer ellerimden yere
Oradan tahta boşa
Saatler çalışır izinsiz
Hep bir sonraya
Ve sen, ben değirmenlere karşı bile bile birer yitik savaşçı
Akarız dereler gibi denizlere
Belki de en güzeli böyle"
Bülent Ortaçgil
13 08 2008
Mehmet - Çemberimde Gül Oya
01 07 2008
25 05 2008
09 05 2008
05 05 2008
bir gün hatırlıyorum sen ve ben İstanbul'da...
merhaba derken İstanbul bir vapur çığlığında.
sen ve ben seven ve sevilen,
İstanbul o en güzel...
bir deniz, sakin sessiz, karşıda gülümserken...
bir gün, öyle bir gündü o benzeri yaşanmamış.
öyle mutluydum ki İstanbul'da ben...
İstanbul'da bir güzel, İstanbul kadar güzel"
02 05 2008
ben sensiz yanan bir ateştim, söndüm zamanla
bir düşman gibi gel üstüme, özletme kendini
sen bir dost gibi, kardeş gibi özlenen sevgili
sabrı öğütler zaman
oysa odur durmayan
ben beklerim de zaman beklemez ki beni
iyisi mi sen kalk, geç karşıma, aç gönlünü, dön gel yavaşça
ben sensiz yanan bir ateştim söndüm zamanla"
Pinhani
01 05 2008
29 04 2008
Geçenlerde Tunalı’ da yürürken şöyle bir etrafa baktım da, iki senedir o kadar az gelmene rağmen anılarım olmuş seninle Tunalı' nın bir yerlerinde.Biz bir şey olamamışız ama anılarımız olmuş bir yerlerde…
24 04 2008
köşesini bildiğin; seni büyüten şehrin, sevdiğin arkadaşların var. saçmalama" düşüncesiyle örtüyorum. Daha görmeden sevdiğim, hep merak ettiğim, beni çağırdığını düşündüğüm -bu düşünce de ayrı bir kafa kırıklığı-, içimde hep yer etmiş İstanbul' a kocaman bir korkak olduğum için gidemiyorum. Şehri anlatan kitaplar okuyup, şarkılar dinleyip, arada bir kaçarak avutuyorum kendimi. yazık...
22 04 2008
gitme nolur gitme itirazlar elimde değil. yanlızım, yalnızız, yanlızlıklar elimde değil. düşerken son bir kez yalana benimsin benim. yalansan yalanı severim elimde değil.
yüzü suyu hürmetine bir gel aşkın. içimde bir rüzgar essin. bu gece doldum, bu gece taştım adımı yüzüme söylersin. gel kollarına bir gel aşkın. içimde bir rüzgar essin. geceme doldun, geceme taştın. güzelsin ah güzelsin.
gözlerinden sızan karanlıklar umrumda değil. ne şimdi ne sonra ne boşluklar umrumda değil. düşerken son bir kez yalana benimsin benim. yalansan yalanı severim elimde değil.
dizime başını düşür uyu. saçlarım yüzünde gezsin. geceler uzun, geceler boyu ben yorgun sen güzelsin. dizime başını düşür uyu. korkular içimden aksın gitsin. geceler uzun, geceler boyu ben yorgun sen güzelsin."
17 04 2008
13 04 2008
12 04 2008
10 04 2008
15 03 2008
Tuna...
İstanbul...
Kayhan...
Karaincir...
Volkan...
Ilgar...
98-99 Kırıkkale Kız Öğrenci Yurdu A Blok 3. Kat ortamı...
Gecenin bir köründe Zep'li, Ala'lı, Ebru'lu, Tolga' lı sekreteryalar, kongre merkezleri...
14 02 2008
04 02 2008
kaybolan günlerin sırrını saklar
bir tozlu plak gibi o hatıralar
o eski şarkıyı çalarsa çalsın"
26 01 2008
22 01 2008
Kozamı çokça kongre işleri yaparak, biraz atkı falan örerek, biraz da puzzle yaparak iyice sarıp sarmalıyorum son günlerde.
Hiç çıkasım yok bu aralar kozamdan. Daha huzurluyum böyle.
Kimbilir, kelebek olur çıkarım belki de günün birinde...
03 01 2008
Büyük bir göl, püfür püfür bir bulut...
İki kişi bir bütün olunca kaplar mı her yanı?"
28 12 2007
25 12 2007
Bir süre sonra, yukarı çıkmak için bir hamle daha yaparsanız ip tamamen kesilecek ve aşağı düşecekmişsiniz gibi gelir. Bundan sonra da hiç bir şey yapmadan, birileri sizi yukarı çeksin diye öylece beklemek gerekir galiba…
Not: Yazımı can dostum, kardeşim, sayfamın bildiğim en sıkı takipçisi Ali Akgün' e ithaf ediyorum. Uzun zamandır şarkı sözleri ile geçiştirdikten sonraki ilk yazım olduğu için...
05 12 2007
Adamım bu küçük işlere ben bakarım, yanarım
Adamım bu küçük işlere ben bakarım, yakarım
Dilsizler bana danışır, kelebeklerin aklı benim
Gemilerle her gece ben çok uzaklardan dönerim
Çağırırlar küçük adımı, karafakiden ben akarım
Benim adım Ebruli, biraz gerçek biraz hülya
Yalanımı sevsinler, aşksız dönmüyor dünya
Benim adım Ebruli, biraz gerçek biraz hülya
Yalanımı sevsinler, yalansız dönmüyor dünya
Kalbim sevda kuyusu, her gün yoldan çıkarım
Adamım bu küçük işlere ben bakarım, yanarım
Adamım bu küçük işlere ben bakarım, yakarım
Sen unut geçmişini, ben aklımda tutarım
Adamım bu küçük işlere ben bakarım, yanarım
Adamım bu küçük işlere ben bakarım, yakarım"
23 10 2007
ben bir mülteciyim yüreğime sığındım burada savaş çıksa bile ölen yok
tüm hayallerin sonsuzluğa ve sona erebildiği yerdeyim
tüm niyetlerin bedenleri varmışçasına görülebildiği bir yerdeyim
ben bir mülteciyim yüreğimde yaşıyorum esir değil kul hiç değil kendimde yaşıyorum
ben bir mülteciyim burada aslında sınır yok kazanmak kaybetmek yok
bu güçten daha büyük güç yok
artık eminim her şey içimde filizlenip istersem büyüyor bakmazsam çürüyor
aşil topuğum aşktı, başka yüreklerde mutlu olmadım, yaşayamadım
oysa içimde ne ok var ne de atan, ne yön ne arka ön ister yaşa ister sön
ben bir mülteciyim kendi yüreğimden başka sığınacak yerim yok yurdum yok
tüm kitapların arasında kurutulup saklanan anılarla dolu bir yerdeyim
tüm sözcüklerin cümlelerden kurtulmuş gibi incitmeden özgür kalabildiği yerdeyim"
01 10 2007
13 09 2007
herkes mutsuz, herkes asabi
sabahları araçlarda kimsenin kimseye tahammülü yok. kavgasız gürültüsüz bir gün geçmiyor
herkes yorgun, kimsenin zamanı yok
herkes bunalımda, depresyonda
mutlu olmayı öğreten (!) kitaplar milyonlarca satıyor. kendi kendimize mutlu olamayacak kadar mı değiştik biz? oysa orda yazan herşeyi bilirdik biz zaten. iyi düşünürsen, her şeyin iyi olacağını kimse kimseye öğretmezdi. gerek yoktu ki... hissederdik...
kapı komşumuza selam vermeye üşenir olduk
zorluklarla başa çıkacak, yolunda gitmeyen şeyleri değiştirmek için çalışacak gücü yok kimsenin, herkes herşeyin kolayına kaçıyor
daha çok para kazanmak için deli gibi çalışıyor herkes ve o paraları tadınca, keyfince harcayamadan ölüp gidiyor.
çocuklar sokakata oynamıyor; bilmiyorlar oyunları... daha da kötüsü oynamak istemiyorlar
"alkolik hareket engellenemez" cümlesini kim ne zaman ve niye ortaya çıkardı? nerde fasıllı, tadında bırakılan, sohbetli şen rakı sofraları? elde içki neden mal gibi etrafa bakıp duruyoruz ki?
ne zaman böyle olduk biz?
biri beni Madam Niki' nin Konağı'na, o yıllara götürsün...
03 09 2007
Yorum götürmeyecek kadar süper bir tespittir.
"11. Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaşırken...Ankara'da yaşamayanlar için ön bilgi: İ. Melih Gökçek kontrolündeki İl Trafik Komisyonu, bilimsel, toplumsal veya çevresel hiç bir dayanağı olmadan kent merkezindeki tüm yolları 'tek yön' yaptığından beri, kısa ve basit yollar yerlerini son derece karmaşık labirentlerle bırakmış durumda.
Bu gülünç düzenlemelerden birisi, uygulamada korkunç olduğu kadar sembolik açıdan da çok anlamlı. Başkentin ana hattı olan Atatürk Bulvarı, Ulus Meydanı'ndan başlar, ilk Meclis'in, Hitit Güneşi'nin ve TBMM'nin yanından geçer, Kuğulu Kavşağı'ndan sonra Çankaya Köşkü'ne çıkar.
Daha doğrusu, çıkardı. Zaten altgeçitlerle delik deşik edilmiş Atatürk Bulvarı, artık Kuğulu'dan sonra tek yön. Yani Çankaya'ya çıkılamıyor. Tekrar edeyim: Ulus'tan çıkıp Meclis'ten geçen Atatürk Bulvarı, Köşk'e gitmiyor. Kısaca: Ulus, Meclis'ten Köşk'e, Atatürk'ten gidemiyor!Alternatif yol hangisi mi? İran Caddesi."
